Ne arıyorsunuz?

Alper Kalaycı – 60 Yıllık Deneyim




Rüzgar Enerjisinin Dünü, Bugünü ve Yarını: Türkiye 2035 Hedeflerine Ulaşabilecek mi?
SolarBaba YouTube kanalında Ateş Uğurel moderatörlüğünde gerçekleştirilen “60 Yıllık Deneyim” başlıklı canlı yayının konuğu, rüzgar enerjisi sektörünün duayen isimlerinden ve Enerji Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (ENSİA) kurucu başkanı Alper Kalaycı oldu. Sektörde yaklaşık 30’ar yıllık geçmişe sahip iki ismin bir araya geldiği yayında, Türkiye’nin rüzgar enerjisi serüveni, YEKA ihaleleri, deniz üstü (offshore) rüzgar potansiyeli ve elektrifikasyon sürecindeki darboğazlar detaylı bir şekilde masaya yatırıldı.

Küresel Büyüme ve Türkiye’nin 2035 Sınavı
Dünya genelinde rüzgar enerjisi kurulumlarının rekor seviyelere ulaştığı belirtilirken, geçtiğimiz yıl küresel çapta %41 artışla 164 GW’lık yeni kurulum gerçekleştirildiği vurgulandı. Türkiye’nin de rekor kurulumlarla 25 GW mertebelerine ulaştığı ifade edilse de, asıl zorluğun 2035 hedeflerinde yattığına dikkat çekildi. Kalaycı, Türkiye’nin 2035 vizyonuna ulaşabilmesi için önümüzdeki 10 yıl boyunca her yıl kesintisiz olarak yaklaşık 2.9 GW rüzgar ve 5.2-5.3 GW güneş enerjisi kurulumu yapması gerektiğinin altını çizdi.

Yerli Sanayi ve İstihdam: Rüzgar Kanadı Üretiminde Son Durum
Programın en dikkat çekici başlıklarından biri rüzgar sanayisindeki yerli üretim ve istihdam oldu. Türkiye’nin geçmişte rüzgar kanadı üretiminde 5500 kişilik doğrudan istihdama ulaşarak bir başarı hikayesi yazdığı, ancak son dönemde kapanan fabrikalar nedeniyle bu sayının 100-120 bandına kadar gerilediği belirtildi. Buna rağmen yıl sonunda bazı fabrikaların yeniden üretime başlamasıyla istihdamın tekrar 1500-3000 bandına çıkmasının beklendiği müjdelendi. Kalaycı, bu sanayinin sağlıklı büyüyebilmesi için YEKA (Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları) ihalelerinin her yıl toplam 1.5 – 2 GW hacminde düzenli olarak yapılması gerektiğini savundu.

Avrupa ile Rekabet ve “Made in EU” Etkisi
Türkiye’nin rüzgar kulesi ve kanadı ihracatında Polonya ve Portekiz gibi Avrupa ülkeleriyle rekabette zorlandığı, yüksek faiz ve enflasyon gibi maliyet unsurlarının Türkiye’nin rekabet gücünü zayıflattığı ifade edildi. Avrupa Birliği’nin “Made in EU” taslağının rüzgar sektörüne olası etkileri de tartışılarak, bu düzenlemenin Türkiye’deki sektörü batırmayacağı ancak Hindistan gibi ülkelerin de bu kapsama alınması durumunda pazar payımızın ciddi risk altına gireceği uyarısı yapıldı.

Deniz Üstü (Offshore) Rüzgar Potansiyeli
Dünya Bankası raporlarına göre Türkiye’nin 63 GW’ı yüzer, 12 GW’ı zemine sabitlenecek türde olmak üzere toplam 75 GW deniz üstü rüzgar enerjisi potansiyeli bulunuyor. Kalaycı, 2035 yılı için hedeflenen 5 GW’lık kapasitenin kesinlikle hayata geçirilmesi gerektiğini ve Türkiye’nin Osmanlı’dan günümüze gelen köklü tersanecilik ve denizcilik tecrübesinin offshore santrallerin inşası için büyük bir avantaj sağladığını vurguladı.

Elektrifikasyonda “Cezalandırma” Paradoksu
Sohbetin son bölümünde enerji dönüşümünün tüketici tarafı ele alındı. Fosilsiz yaşama geçmek için evindeki doğalgazı iptal edip ısı pompasına geçen ve elektrikli araç kullanan vatandaşların, yüksek elektrik tüketiminden dolayı yüksek tarifelerle adeta cezalandırıldığı eleştirildi. Kalaycı, karbon ayak izini azaltmak için temiz enerji yatırımı yapan bireylerin cezalandırılmak yerine belli bir kilovatsaate kadar düşük fiyatlandırma veya bedelsiz enerji gibi yöntemlerle teşvik edilmesi gerektiğini ifade etti.

Sonuç: Öngörülebilirlik ve Veri Şeffaflığı Şart
Yatırım ortamının iyileşmesi için en kritik unsurun “öngörülebilirlik” olduğu belirtildi. Geçmişe dönük mevzuat değişikliklerinin ve kuralların sonradan değiştirilmesinin yatırımcı güvenini zedelediği; sektörün en az 3, idealde 10 yıllık net YEKA takvimlerini resmi olarak görmek istediği vurgulandı. Ayrıca kurumların veri şeffaflığından uzaklaşması, aylık devreye alınan santral verilerinin gizlenmesi ve geçmiş dönem kurulum verilerinin sonradan habersizce değiştirilmesi gibi uygulamaların sektör analizini zorlaştırdığı belirtilerek bu konudaki rahatsızlıklar dile getirildi.