Met Office tarafından yapılan tahminlere göre 2026 yılında 19. yüzyıldan bu yana görülen en şiddetli El Niño olayının yaşanması bekleniyor. Ekvatoral Pasifik’teki deniz yüzeyi sıcaklıklarının 3°C’nin üzerine çıkacağı öngörülürken, bu durumun küresel yağış düzenlerini bozması ve kuraklık riskini artırması bekleniyor. Okyanuslardan atmosfere salınacak yoğun ısının etkisiyle 2027 yılının, 2024’ü geride bırakarak kayıtlara geçen en sıcak yıl olabileceği ifade ediliyor. Uzmanlar, bu doğa olayının modern tahminleme tarihindeki en yüksek seviyelere ulaşacağını ve iklim değişikliğinin etkilerini daha da derinleştireceğini vurguluyor.
GloSea sistemi verileri, beklenen sıcaklık artışının standart bir El Niño sürecinde görülen 1 ila 2°C’lik değerlerin çok üzerinde olacağını gösteriyor. Bu değişim şimdiden Hindistan’daki yaz musonlarının zayıflaması, Orta Amerika, Batı Pasifik ve tropikal Güney Amerika genelinde yağışların azalması gibi bölgesel hava anormallikleriyle kendini hissettiriyor. Bilgisayar simülasyonları ve tarihsel veriler, bu denli yoğun bir okyanus ısınmasının insani ve çevresel sonuçlarının oldukça geniş kapsamlı olacağına işaret ediyor.
Tropikal siklon faaliyetleri de bu koşullardan doğrudan etkileniyor. Atlantik’te artan rüzgar kırılması nedeniyle fırtına sayısı bu sezon düşük seyretse de, meteorologlar tek bir büyük kasırganın dahi yıkıcı sonuçlar doğurabileceği konusunda uyarıyor. Kış aylarına doğru etkinin tropikal bölgelerin ötesine geçmesi beklenirken, İngiltere dahil olmak üzere Kuzeybatı Avrupa’nın sonbahar ve kış aylarında daha fırtınalı ve yağışlı bir döneme girmesi öngörülüyor.
Dr. Nick Dunstone, okyanustan atmosfere yayılan devasa ısının küresel ortalama sıcaklıkları yukarı çekeceğini belirterek, 2027 yılında sanayi öncesi seviyelerin 1,5°C üzerine çıkılabileceğini ifade ediyor. Bilim ve Teknoloji Şefi Profesör Stephen Belcher ise Avrupa’daki sıcak hava dalgalarının iklim değişikliğinin bir sonucu olduğunu, bu El Niño olayının ise doğal iklim değişkenliğinin mevcut çevresel baskıları nasıl şiddetlendirebileceğini gösteren çarpıcı bir örnek olduğunu belirtiyor. Met Office, hükümetlerin planlama süreçlerine destek olmak amacıyla durumu yakından takip etmeye devam ediyor.