Türkiye Enerji Piyasasında Stratejik Dönüşüm Süreci Başladı (PDF)

Bosca Law Aralık 2025 raporuna göre Türkiye’nin enerji piyasası, 2025 yılının son çeyreğinde hayata geçirilen geniş kapsamlı mevzuat düzenlemeleriyle stratejik bir dönüşüm sürecine girdi. Ulusal tarife uygulamasının 2030 yılına kadar uzatılmasıyla mali istikrarın korunması hedeflenirken, yüzer güneş paneli projeleri ve enerji depolama sistemleri için yeni bir hukuki çerçeve oluşturuldu. Yatırım süreçlerindeki bürokrasiyi azaltmak adına ruhsat yetkilerinin merkezi yönetime devredilmesi ve doğal gazda sıvılaştırma faaliyetlerinin lisanslandırılması, sektörün önümüzdeki yıllardaki büyüme stratejisini ve enerji arz güvenliğini doğrudan etkileyecek kritik adımlar olarak öne çıkıyor.

Enerji maliyetlerini dengelemek ve tüketicileri fiyat dalgalanmalarından korumak amacıyla uygulanan ulusal tarife sistemi, Cumhurbaşkanlığı kararıyla altı yıl daha uzatıldı. 2030 yılı sonuna kadar geçerli olacak bu düzenleme, farklı bölgelerdeki dağıtım giderlerinin son kullanıcıya yansıtılmasını engelleyerek enerji arzında fiyat istikrarını sağlamayı sürdürecek. Öte yandan, Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA) projelerinde şeffaflığı artırmak için yeni bir denetim mekanizması devreye alındı. Buna göre, tesisler tam kapasite işletmeye geçene kadar yapılacak her türlü hisse devri ve ortaklık yapısı değişikliği artık doğrudan Bakanlık iznine tabi olacak.

Atıl durumdaki su yüzeylerinin ekonomiye kazandırılması amacıyla hazırlanan Yüzer Güneş Enerji Santralleri yönetmeliği, bu alandaki belirsizlikleri ortadan kaldırdı. İçme suyu barajları dışındaki göl ve kanallarda kurulacak sistemlerde Devlet Su İşleri (DSİ) genel yetkili kılınırken, projelerde sulama birliklerine ve hibrit tesislere öncelik tanınması kararlaştırıldı. Çevresel sürdürülebilirliğin ön planda tutulduğu bu yeni modelde, kira bedelleri ve teknik kurulum standartları sıkı kurallara bağlanarak su kaynaklarının korunması ile enerji üretiminin eş zamanlı yürütülmesi hedefleniyor.

Yerli teknoloji üretimini teşvik etmek amacıyla güneş hücresi ve güneş paneli kullanımına yönelik desteklerin kapsamı genişletildi. Özellikle depolamalı rüzgâr ve güneş enerjisi yatırımları yerli aksam teşvik sistemine dâhil edilerek dışa bağımlılığın azaltılması amaçlanıyor. Yatırımcıların karşılaştığı bürokratik engelleri aşmak için ise önemli bir yetki devri yapıldı; kamu arazileri üzerindeki projelerde işyeri açma ruhsatı verme yetkisi yerel yönetimlerden alınarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na aktarıldı. Bu değişiklik, büyük ölçekli enerji yatırımlarının daha hızlı ve merkezi bir denetimle hayata geçirilmesine olanak tanıyacak.

Doğal gaz sektöründe Türkiye’nin bölgesel bir enerji merkezi olma vizyonunu destekleyen adımlar atıldı. Sıvılaştırma (LNG) faaliyetlerinin müstakil bir lisans türü olarak tanımlanmasıyla, Türkiye’nin gaz ihraç etme kabiliyeti hukuki bir zemine oturtuldu. İthalat süreçlerinde sözleşme zorunluluğu getirilerek piyasa riskleri minimize edilirken, biyokütle tesislerine yönelik teknik kriterler de güncellendi. Ayrıca vakıf arazilerinin enerji yatırımları için 49 yıllığına tahsis edilebilmesinin önü açıldı. Sektör temsilcileri, 2026 yılına doğru ilerlerken bu köklü değişimlerin finansal planlamalar ve operasyonel süreçler üzerinde belirleyici bir rol oynayacağını vurguluyor.