Lisanssız Güneşte Yeni Dönem: Saatlik Mahsuplaşma, Evrak Yükü ve 10. Yıl Belirsizliği
Solarra sponsorluğunda, Solarbaba Proje Yöneticisi Sude Ayan moderatörlüğünde ve gerçekleşen SolarVizyon 2025’in ilk gününün son oturumunda, Türkiye güneş enerjisi sektörünün en tartışmalı konuları masaya yatırıldı. Mesken tipi kurulumlardaki bürokratik engeller, lisanssız üretimde yaklaşan “saatlik mahsuplaşma” tehlikesi, 10 yılını dolduran santrallerin akıbeti ve dünya örnekleriyle çözüm önerileri; Solarra Kurucu Ortağı Cem Bozalı, Zenergi Genel Müdürü Cengiz Kılıç, GÜNEŞDER Başkanı Mehmet Özer ve Aran Enerji Genel Müdürü Anıl Akar tarafından tartışıldı.
“Evrak Çilesi Yatırımcıyı ‘Kaçak’ Kuruluma İtiyor: 16 Farklı İzin Belgesi Gerekli mi?”
Solarra Kurucu Ortağı Cem Bozalı, özellikle mesken tipi güneş enerjisi kurulumlarındaki bürokratik zorluklara dikkat çekti. Bir evin çatısına panel koymak için imar krokisinden statik projeye, deprem performans analiz raporundan yangın risk raporuna kadar yaklaşık 16 farklı belge istendiğini belirten Bozalı, bu sürecin yatırımcıyı yıldırdığını ifade etti.
Özellikle yangın ve itfaiye raporu süreçlerinin sahadaki uygulamasına değinen Bozalı, “Bir evin çatısına koyacağımız inverter için OSGB uzmanlarından yüzlerce liralık raporlar, itfaiyeden aylar süren onaylar bekleniyor. Müşterilerin %60’ı bu listeyi duyunca vazgeçiyor ya da ‘sokağın başındaki elektrikçiye’ gidip kaçak kurulum yaptırıyor” diyerek bu durumun şebeke güvenliğini tehdit ettiğini vurguladı. Bozalı, çözüm olarak itfaiye raporunun kaldırılıp yerine basit bir yangın tüpü zorunluluğu getirilmesini ve KDV’nin %1 seviyelerine çekilmesini önerdi.
“Lisanssızda ‘Altın Çağ’ Bitti: ‘Saatlik Mahsuplaşma’ ve Optimizasyon Devri Başlıyor”
Zenergy Genel Müdürü Cengiz Kılıç, lisanssız üretim yönetmeliğindeki köklü değişiklikleri ve yeni taslağı analiz etti. 2019 öncesi kurulan santrallerin aksine, yeni dönemde “saatlik mahsuplaşma”ya geçişin büyük riskler barındırdığını anlattı. Kılıç, üretim fazlasının bedelsiz olarak sisteme verilme riski olduğunu vurgulayarak, “Eskiden tüketiminizin iki katı santral kurun derdik, şimdi tüketiminizin %70-80’i kadar kurun diyoruz. Çünkü kontürünüz bittiğinde elektriği bedava vereceksiniz,” uyarısında bulundu.
Ayrıca 10 yılını dolduran (2019 öncesi) santrallerin gelirlerinin, dağıtım bedelleri ve PTF limitleri nedeniyle yıllık brüt 220.000 dolardan yaklaşık 56.000 dolar seviyelerine düşeceğini öngören Kılıç, bu santrallerin zarar etmemesi için toplayıcılık hizmetleriyle optimize edilmesi gerektiğini belirtti.
“Yatırımcıya ‘Yeni Bir Tür’ Yaratmayın, Bedeli Karşılığında Gerçek Lisans Verin”
Yatırımcıları temsil eden GÜNEŞDER’in Başkanı Mehmet Özer, sektörün ilk yatırımcıları olan 5.1.c kapsamındaki santrallerin yaşadığı mağduriyetleri dile getirdi. 10 yılını dolduran santraller için çıkan kanunların yıllardır uygulanmadığını belirten Özer, Enerji Bakanlığı’nın bu santralleri serbest piyasa oyuncusu yapmak yerine, fiyat tahditleri olan “yeni bir tür” lisanslı yapıya zorladığını eleştirdi.
Özer, dernek olarak sundukları çözüm önerisini şöyle aktardı: “Yatırımcıdan makul bir lisans bedeli alınsın veya depolama yatırımı zorunluluğu getirilsin. Karşılığında ‘gerçek lisans’ verilsin ve bu santraller serbest piyasada elektriğini satsın.” Özer, mevcut belirsizlik ve düşük gelir projeksiyonları (aylık 1000 dolar net gelir gibi) nedeniyle tesislerin idamesinin zorlaşacağını vurguladı.
“Almanya’da Bir Haftada Biten Süreç Bizde Neden 8 Ay Sürüyor? Çözüm: E-Devlet Solar”
Oturumun son konuşmasında Aran Enerji Genel Müdürü Anıl Akar, Türkiye’deki mesken GES süreçlerinin karmaşıklığını dünya örnekleriyle kıyasladı. Akar, Almanya’da “Fast Track” modeliyle 10 kW altı sistemlerin sadece bildirimle 1-7 günde devreye alındığını, Hollanda’da ise tek bir portal kullanıldığını anlattı.
Türkiye’de 6-8 ayı bulan ve her dağıtım şirketinde farklılaşan bu süreci kısaltmak için “E-Devlet Solar” önerisinde bulunan Akar, “Tıpkı doğalgaz aboneliğinde olduğu gibi, yetkilendirilmiş ve sertifikalı mühendislik firmaları sorumluluğu alsın, tek bir portal üzerinden başvuru yapılsın. Sayaç değişimleri için de Avrupa’daki gibi 72 saatlik servis seviyesi anlaşmaları (SLA) uygulansın,” diyerek bürokrasinin dijitalleşmesi gerektiğini savundu.

