Güneşin Dijital Geleceği ve Su Üstündeki Yeni Fırsatlar: Sektörün Çıkmazları ve İnovatif Çözümler
SolarVis sponsorluğunda ve Solarbaba İş Geliştirme Yöneticisi Elif Seda Akça moderatörlüğünde gerçekleşen SolarVizyon’un dördüncü oturumu, güneş enerjisi sektörünün dijital dönüşümünden yüzerGES (Yüzer Güneş Enerjisi Santrali) teknolojilerine, çatı pazarındaki yapısal sorunlardan su krizine çözüm üreten hibrit sistemlere kadar geniş bir yelpazeye odaklandı. Sektörün içinden geçtiği darboğazlar ve geleceğe yön verecek teknolojik atılımlar, alanında uzman isimlerle masaya yatırıldı.
“Güneş Enerjisi Satış Süreçlerinde Dijital Devrim: Dakikalar İçinde Fizibilite”
Güneş enerjisi projelerinde manuel teklif süreçlerinin yarattığı zaman kaybı ve hata riskine dikkat çeken Solarvis Kurucu Ortağı Samet Yıldırım, geliştirdikleri platform ile bu süreci nasıl dönüştürdüklerini anlattı. Saha ziyaretinden çatı modellemesine, gölgeleme analizinden mevzuat uyumlu fiyatlandırmaya kadar tüm aşamaları tek bir merkezde topladıklarını belirten Yıldırım, bu sayede haftalar süren işlemlerin dakikalara indiğini vurguladı.
Solarvis veri tabanındaki 100.000 verilik analizi paylaşan Yıldırım, Türkiye’deki güneş enerjisi talebinin profilini de ortaya koydu. Verilere göre ortalama çatı alanı 102 metrekare ve ortalama panel sayısı 12 adet. İlginç bir veri olarak, nüfusa oranlandığında en yoğun talebin büyükşehirlerden ziyade Muğla, Yalova ve Çanakkale gibi kıyı şeritlerinden geldiği görüldü. Bu durum, müstakil ev sahiplerinin ve tüketimi yüksek hanelerin (ortalama 442 kWh) sektöre daha ilgili olduğunu gösteriyor.
“Türkiye’nin Saklı Enerji Potansiyeli: Barajlar ve Yüzer GES Gerçeği”
Karasal alanların dolmasıyla birlikte enerji üretiminde su yüzeylerinin önem kazandığını belirten YUGES Kurucusu Rıfat Göksu, Türkiye temsilcisi oldukları Norveç menşeli Ocean Sun teknolojisinin detaylarını paylaştı. Membran tabanlı bu sistemin, suyun soğutma etkisinden faydalanarak panellerin verimini artırdığını ve barajlardaki buharlaşmayı azalttığını ifade etti.
Türkiye’nin YüzerGES potansiyeline dair çarpıcı rakamlar sunan Göksu, DSİ verilerine göre baraj rezervuarlarının sadece %3 ila %10’unun kullanılması durumunda 15 GW ile 53 GW arasında devasa bir kurulum potansiyeli bulunduğunu vurguladı. Ancak Göksu, sektörün önündeki engelleri de net bir dille eleştirdi: Yeni yönetmelikle getirilen kıyıdan uzaklaşma mesafeleri ve YEKA ihalelerinde maliyeti daha yüksek olan YüzerGES projelerinin, karasal GES ile aynı taban fiyattan (3.25 dolar cent) ihaleye çıkılması, yatırımların önünü tıkayan en büyük faktörler olarak sıralandı.
“Çatı Pazarında Kaçan Fırsat: Gerçek Anlamda ‘Dağıtık’ Enerjiye Ulaşabildik mi?”
Fons Solar Kurucu Ortağı Osman Karadoğan, Türkiye çatı GES pazarının tarihsel gelişimini İngiltere örneğiyle kıyaslayarak çarpıcı bir tablo çizdi. İngiltere’nin yüz binlerce mikro tesisle (880.000 adet) tabana yaygın bir model oluşturduğunu, Türkiye’nin ise az sayıda ama büyük kapasiteli (5.111 adet) tesislerle ilerlediğini hatırlattı.
Karadoğan, özellikle 2022 Ekim ayında yapılan yönetmelik değişikliğinin (5.1.h maddesi) sektörde bir kırılma yarattığını savundu. Bölge ve güç sınırı olmaksızın kapasitelerin belirli firmalara tahsis edilmesinin, şebeke kapasitelerini doldurduğunu ve gerçek anlamda “dağıtık” enerjinin önünü kestiğini belirtti. Karadoğan’a göre, eğer her tesis için 5-20 MW gibi üst sınırlar konulabilseydi ve PPA modelleri desteklenseydi, bugün daralan bir pazar yerine milyonlarca çatıya ulaşan canlı bir sektör konuşuluyor olabilirdi.
“Su ve Enerji Krizine Hibrit Çözüm: Dünyanın İlk Yüzer Arıtma Platformu”
Oturumun inovasyon ayağında söz alan Blue Hybrid Solution Kurucu Ortağı Muhammet Çoplan, su krizi ve enerji maliyetlerini aynı anda ele alan, Bodrum Bitez’de devreye aldıkları dünyanın ilklerinden olan projeyi tanıttı. Güneş, rüzgar ve batarya sistemlerini hibrit olarak kullanan bu yüzer platformun, şebekeden bağımsız ve sıfır enerji maliyetiyle deniz suyunu arıttığını aktardı.
Çoplan, geliştirdikleri sistemin sadece su ihtiyacını karşılamakla kalmayıp, afet durumlarında da stratejik bir rol oynayabileceğini belirtti. Taşınabilir ve ölçeklenebilir yapısı sayesinde (2000 metreküpe kadar), deprem veya sel gibi felaketlerde kıyı bölgelerine hızla temiz su sağlanabileceğini vurgulayan Çoplan, Türkiye’yi su arıtma teknolojilerinde bir dünya markası yapmayı hedeflediklerini ifade etti.

