Enerji Yönetiminde “Çok Boyutlu Karmaşa”, 5.1h Tartışması ve Hibrit Varlıkların Geleceği
Senkron Digital sponsorluğunda ve Solarbaba Kurucusu Ateş Uğurel moderatörlüğünde gerçekleşen SolarVizyon2025’in altıncı oturumunda, enerji sektörünün en teknik ve stratejik konuları ele alındı. Hibrit tesislerin yönetimindeki dijital zorluklar, büyük ölçekli 5.1h lisanssız santrallerin piyasaya etkisi, 35 GW’lık depolama başvuru süreci ve yatırımcıların değişen finansman kriterleri masaya yatırıldı.
“Batarya İşin İçine Girince Saatler Artık Bağımsız Değil: ‘Çok Boyutlu Bir Karmaşa’ Yönetiyoruz”
Senkron Dijital Veri Lideri Nuri Şensoy, enerji üretiminde bataryaların devreye girmesiyle operasyonel sürecin nasıl karmaşıklaştığını anlattı. Sadece rüzgar veya güneş santrali işletirken saatlerin birbirinden bağımsız yönetilebildiğini belirten Şensoy, batarya entegrasyonu ile artık saatlerin birbirine bağımlı hale geldiğini vurguladı: “Bir saati yönetirken aldığınız karar, sonraki saatleri ve günleri etkiliyor. Bu çok boyutlu bir karmaşa” dedi.
Şensoy, bir batarya operasyonunun sadece GÖP (Gün Öncesi Piyasası) teklifiyle bitmediğini; gün içi piyasası, dengesizlik yönetimi ve teknik arızaların (örneğin bir PCS hatası) anlık olarak planları değiştirdiğini simüle ederek anlattı. Çözümün, yatırım planlamasından günlük operasyona kadar tüm değer zincirini birleştiren uçtan uca dijital optimizasyon sistemlerinde (OneP EMS gibi) yattığını ifade etti.
“Tüketimin Olmadığı Yere Kurulan Devasa 5.1h Santraller Sisteme ‘İkinci Darbeyi’ Vuruyor”
EÜD Yönetim Kurulu Başkanı Tamer Çalışır, lisanssız üretimin ruhundan saparak devasa boyutlara ulaşan 5.1h kapsamındaki santralleri eleştirdi. Sanayicilerin tüketim noktalarından uzak bölgelere 100-200 MW büyüklüğünde santraller kurarak, dengesizlik sorumluluğu almadan iletim hatlarını kullandığını belirten Çalışır, bu durumun sisteme teknik ve mali açıdan “ikinci bir darbe” vurduğunu savundu.
Çalışır, saatlik mahsuplaşmaya geçişin doğru bir karar olduğunu, ancak “oyun başladıktan sonra kural değiştiği için” tepki çektiğini ifade etti. Çözüm olarak Avrupa örneğini işaret eden Çalışır, “Sanayici enerji oyuncusu olacaksa, Avrupa’daki gibi PPA (Uzun Dönemli Elektrik Alım Anlaşması) modeliyle lisanslı yapıda ilerlemeli. Bir fırıncı kendi ekmeğini yapar ama arabasını kendi üretmez,” diyerek uzmanlaşmanın önemine dikkat çekti.
“35 GW Depolama Kapasitesinin Tamamının Realize Olması Gerçekçi Değil”
TÜREB Başkan Yardımcısı Ebru Arıcı, rüzgar ve güneş sektörü için açılan 35 GW’lık depolama lisans sürecini değerlendirdi. Başvuruların çok hızlı ve hazırlıksız yapıldığını belirten Arıcı, bu kapasitenin tamamının hayata geçmesinin gerçekçi olmadığını ve zamanla elemeler yaşanacağını öngördü.
Sektörün beklediği “Süper İzin” mekanizmasının kanunlaştığını ancak yönetmeliklerin henüz tam yansımadığını hatırlatan Arıcı, orman izinleri ve imar yetkisinin bakanlığa geçmesi gibi konularda 2026 itibarıyla hızlanma beklediklerini aktardı,. Ayrıca yerli sanayinin (kule, kanat, jeneratör) sürdürülebilirliği için en az 5 yıllık ve yıllık 2000 MW ölçeğinde öngörülebilir bir YEKA takvimine ihtiyaç duyulduğunun altını çizdi.
“Yatırım Sadece İnşaat Değil, Portföy Yönetimidir: Hibrit Tesisler Finansman İçin Kritik”
Naturel Holding CEO’su Tolgay Benderli, değişen yatırım iklimine ve finansman koşullarına dikkat çekti. Bankaların ve finans kuruluşlarının artık sadece santralin kurulu gücüne değil, yatırımcının o portföyü yönetme becerisine ve bilançosuna baktığını belirtti.
Özellikle Jeotermal (JES) ve Hidroelektrik santrallerde iklim değişikliğine bağlı kaynak sıkıntıları yaşandığını vurgulayan Benderli, iç tüketimi yüksek olan JES’lerde hibrit güneş yatırımlarının verimlilik için zorunluluk haline geldiğini anlattı. Benderli, bireysel yatırımcılara da seslenerek, “Sadece araziye panel koymak değil, şebekeyi dengeleyen ‘standalone’ batarya sistemleri veya portföy yönetimi mantığıyla hareket etmek gerekiyor,” tavsiyesinde bulundu.

