Avrupa Enerji Depolama Kapasitesinde Yedi Kat Artış Bekleniyor

Avrupa enerji depolama pazarı, küçük ölçekli pilot projelerden devasa bir altyapı sektörüne dönüşerek kritik bir eşiği geride bırakıyor. Wood Mackenzie tarafından hazırlanan son rapor, kıta genelinde 130 GW’ı aşan bir proje stoğunun bulunduğunu ve önümüzdeki on yıl içinde operasyonel kapasitenin yedi kat artacağını öngörüyor. Sektörde liderlik, Gresham House gibi uzman kuruluşlardan Enel gibi büyük enerji şirketlerine geçerken, sermaye gücü yüksek oyuncuların piyasaya hakim olmasıyla enerji depolama sistemleri artık şebeke güvenliğinin vazgeçilmez bir parçası haline geliyor.
Avrupa’daki enerji depolama ekosistemi, dağınık ve deneme aşamasındaki bir yapıdan çıkıp sermaye yoğunluklu bir sanayi koluna evriliyor. Wood Mackenzie’nin verilerine göre, 37 Avrupa ülkesinde 3000’den fazla projeyi kapsayan 130 GW’lık devasa bir kapasite hayata geçmek için sırasını bekliyor. Halihazırda 19 GW seviyesinde olan operasyonel gücün, önümüzdeki on yıl içinde yedi katlık bir büyüme sergilemesi bekleniyor. Bu dönüşüm, batarya depolama sistemlerinin artık niş bir teknoloji olmaktan çıkıp temel şebeke altyapısına dönüştüğünün en somut göstergesi olarak kabul ediliyor.
Sektördeki olgunlaşma, proje ölçeklerinde de kendini hissettiriyor. Sadece 2025 yılı içinde ortalama proje büyüklüklerinde %15’lik bir artış gözlemlenirken, 100 MW ve üzeri kapasiteye sahip projeler artık birçok bölgede standart hale gelmeye başladı. Geçmişte bir veya iki saatlik kısa süreli depolama sistemleri sektörü domine ederken, yenilenebilir enerji entegrasyonu ve şebeke istikrarı ihtiyacı nedeniyle dört saat ve üzeri uzun süreli depolama çözümlerine olan ilgi hızla artıyor. Bu durum, Avrupa’nın enerji geçiş sürecinde depolamanın stratejik önemini pekiştiriyor.
Pazarın liderlik koltuğunda da önemli bir değişim yaşanıyor. Enel, operasyonel projelerde Gresham House’u geride bırakarak Avrupa’nın en büyük varlık sahibi konumuna yükseldi. Bu gelişme, bir kamu hizmeti şirketinin ilk kez bu alanda zirveye yerleşmesi açısından tarihi bir önem taşıyor. Enel’in 1,7 GW’lık portföyü ağırlıklı olarak Güney Avrupa’da yoğunlaşırken, bu durum İtalya’daki kapasite mekanizması ve stratejik ihalelerin piyasa dinamiklerini nasıl yeniden şekillendirdiğini ortaya koyuyor. İngiltere ise 7 GW’lık operasyonel kapasitesiyle Kuzey Avrupa’daki hakimiyetini sürdürmeye devam ediyor.
Bölgesel bazda bakıldığında, Almanya güçlü proje stoğu ve ticari gelir potansiyeliyle Batı Avrupa’nın lokomotifi olmayı sürdürüyor. Güney Avrupa’da İtalya ve İspanya, hükümet destekli ihalelerle kamu hizmeti şirketlerini ve yenilenebilir enerji geliştiricilerini depolama alanına çekiyor. Doğu Avrupa’da ise Polonya, Bulgaristan ve Romanya, henüz sınırlı operasyonel kapasiteye sahip olmalarına rağmen bölgedeki projelerin %80’inden fazlasını ellerinde tutarak geleceğin sıcak noktaları olarak öne çıkıyor.
Finansal güç, sektördeki rekabetin yeni belirleyicisi haline gelmiş durumda. Zenobe, Statera ve Fidra Energy gibi oyuncuların arkasındaki dev yatırım fonları, projelerin hayata geçirilme hızını artırıyor. Özellikle 2024 yılında pazara giren Fidra Energy’nin İngiltere’de duyurduğu 1.450 MW’lık devasa proje, sektörün artık gigawatt ölçeğinde bir rekabete sahne olduğunu gösteriyor. Küçük ve bağımsız geliştiricilerin yerini, büyük sermaye desteğine sahip ve riskleri absorbe edebilen dev şirketlerin aldığı bu yeni dönemde, projeleri kağıt üzerinden operasyonel aşamaya taşıyabilme yeteneği pazarın asıl kazananlarını belirleyecek.
https://www.energy-storage.news/europes-energy-storage-buildout-who-leads-and-who-is-left-behind/#

