Hakan Gölcüoğlu: “Önlem Almayan İhracatçılar Ciddi Ek Karbon Maliyetleri İle Karşılaşacak”
SolarVizyon 2025 konferansının kapanış oturumunda sahne alan Temiz Enerji Tüketicileri Derneği temsilcisi ve Akiş Solar Satış Müdürü Hakan Gölcüoğlu, sanayicileri ve enerji tüketicilerini yakından ilgilendiren Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) ve yaklaşan karbon maliyetleri hakkında kritik uyarılarda bulunarak, sürecin artık sadece bir raporlama yükümlülüğü olmaktan çıkıp finansal bir gerçekliğe dönüşeceği tarihi açıkladı. Gölcüoğlu, konuşmasında Avrupa Birliği’nin Yeşil Mutabakat ve ‘Fit for 55’ paketi kapsamında hayata geçirdiği düzenlemelerin, 1 Ocak 2026 tarihi itibariyle Türk ihracatçısı için doğrudan bir maliyet kalemi haline geleceğini ve ton başına karbon vergisinin 80 ila 90 Euro seviyelerinde beklendiğini duyurdu.
Gölcüoğlu, Temiz Enerji Tüketicileri Derneği olarak temiz enerji kullanmak isteyen firmaları ortak bir paydada buluşturduklarını, teknik, ekonomik ve yasal çözümler sunarak finansal kaynaklara erişimi kolaylaştırdıklarını ve AB ile Türk kamuoyu arasında bir köprü vazifesi gördüklerini belirterek sözlerine başladı. Derneğin temel amacının iklim değişikliğiyle mücadele olduğunu vurgulayan Gölcüoğlu, SKDM sürecinin AB’nin 1990 yılına kıyasla emisyonları 2030’da yüzde 55 oranında azaltma ve 2050’de karbon nötr olma hedefinin bir sonucu olduğunu hatırlattı. Bu mekanizmanın temel hedeflerinin karbon kaçağını önlemek, AB içindeki üreticilerin rekabetçiliğini korumak ve küresel emisyonları azaltmak olduğunu ifade etti.
Sunumun en dikkat çekici bölümü, karbon vergisinin mali boyutuna ilişkin veriler oldu. Gölcüoğlu, başlangıçta demir-çelik, alüminyum, çimento, hidrojen, gübre ve elektrik sektörlerini kapsayacak olan uygulamanın, Türkiye’nin AB ile olan ticaretinde lokomotif görevi gören sektörleri doğrudan hedef aldığını belirtti. Özellikle demir-çelik ve alüminyum gibi sektörlerin ihracatta başı çektiğine değinen Gölcüoğlu, şu an AB’ye ihraç edilen ürünlerin miktar olarak yüzde 10’unun bu kapsama girdiğini, ancak ilerleyen yıllarda sektör sayısının artmasıyla bu oranın yükseleceğini öngördü. Yapılan projeksiyonlara göre, SKDM’nin Türkiye’ye yıllık maliyetinin düşük senaryoda 1,1 milyar Euro, yüksek senaryoda ise 1,8 milyar Euro seviyelerinde olacağını ve 2030 yılına kadar Gayri Safi Milli Hasıla üzerinde yüzde 3’lük bir etki yaratmasının beklendiğini aktardı.
Yatırımcıları rehavete kapılmamaları konusunda uyaran Gölcüoğlu, 2023-2025 yıllarının sadece bir geçiş ve raporlama dönemi olduğunu, ancak 1 Ocak 2026 itibariyle mali yükümlülüklerin resmen başlayacağını vurguladı. Ton başına karbon maliyetinin ilk konuşulduğu 2021 yılında 20 Euro seviyelerinde olduğunu, ancak AB’nin konunun ciddiyetini göstermek amacıyla bu rakamları şu an 80-90 Euro bandına çektiğini belirten Gölcüoğlu, basit bir hesapla 1 milyon ton üretim yapan ve karbon yoğunluğu yüksek olan bir ihracatçının, önlem almazsa 80-90 milyon Euro’luk ek bir maliyetle veya vergi yüküyle karşılaşabileceğini ifade etti.
Sürecin işleyişine dair teknik detayları da paylaşan Gölcüoğlu, 2026 yılındaki üretim ve emisyon verilerinin 30 Eylül 2027 tarihine kadar raporlanıp doğrulatılması gerektiğini, ithalatçıların yetkilendirilmiş bir sınırda karbon yükümlüsü atamak zorunda kalacağını ve bu raporların akredite kuruluşlarca onaylanmasının şart koşulacağını belirtti. Bu yeni dönemin ticari sözleşmelere de yansıyacağını, artık sözleşmelerde karbon fiyatına endeksli fiyat ayarlama maddelerinin (clause) yer alacağını aktardı. Gölcüoğlu konuşmasını, bu sürecin sadece bir maliyet veya vergi olarak görülmemesi gerektiğini, düşük karbonlu üretim yapan firmaların rakiplerine karşı büyük bir rekabet avantajı elde edeceğini, dolayısıyla SKDM’nin ticareti ve üretimi yeniden şekillendirecek bir dönüşüm fırsatı olarak değerlendirilmesi gerektiği mesajıyla tamamladı.